Girişim Global, Deck Biraz Lokal

Bir yatırımcıyla görüştünüz. Toplantı iyi geçti, sunumunuzu gönderdiniz. Birkaç gün sonra mesaj geldi: “Sizden yurt dışındaki bir fona bahsettim, İngilizce deck’inizi paylaşabilir misiniz?”

Güzel haber. Ama sunumunuz sadece Türkçe.

“Çevirip hemen göndeririz” diye düşünmek çok normal. Sonra günlük işler araya giriyor, çeviride bazı ifadeler içinize sinmiyor, hazır başlamışken birkaç slaytı da güncellemeye kalkıyorsunuz. Gönderilecek tek bir dosya, yapılacaklar listesinde yeni bir işe dönüşüyor. Oysa sizi öneren kişinin o sırada ihtiyacı olan şey, iletebileceği güncel bir sunum.

Türk yatırımcılarla Türkçe deck üzerinden ilerleyebilirsiniz. Bunda bir problem yok ama iki konuyu akılda bulundurmak lazım;

İşte bu nedenle İngilizce hazırlığını “yurt dışına açılacağımız zaman”a bırakmak anlamlı değil.

Üstelik mesele Amerika’ya ya da İngiltere’ye açılmak da değil. Almanya’daki bir fonla da Körfez’deki bir yatırımcıyla da ortak diliniz büyük olasılıkla İngilizce olacak. Müşterilerinizin tamamı Türkiye’de olsa bile yatırım görüşmelerinizin tamamı Türkçe kalmayabilir.

Aslında İngilizce, Türkçe toplantılarda da bol bol kullanılıyor. Müşteri kazanım maliyetini CAC, geliri revenue, yatırımcının bir girişime yatırdığı tutarı ticket size diye konuşuyoruz. Bu terimlere ne kadar kısa sürede hakim olursanız işiniz o kadar kolaylaşır.

Tabii İngilizce deck hazır olunca iş bitmiyor. O sunumun ardından bir toplantı geliyor. Biri büyüme rakamınızı soruyor, biri maliyetlerinizi açmanızı istiyor, biri neden bu kadar yatırım aradığınızı anlamaya çalışıyor. Çeviri araçları sunumu hazırlamaya yardım ediyor; konuşmayı sürdürebilmek için de pratik gerekiyor.

Kimse kusursuz aksan beklemiyor. Duraksayabilirsiniz, kelimeyi hatırlamayabilirsiniz, soruyu tekrar ettirebilirsiniz. Önemli olan işinizi anlatabilmeniz ve karşılıklı konuşabilmeniz. Bunun rahatlığı da zamanla geliyor.

O yüzden İngilizce deck’i erkenden hazırlayın, Türkçesini güncellerken onu da güncelleyin. Arada bir açıp sesli anlatın. Nerede zorlandığınızı, hangi soruya cevap veremediğinizi fırsat gelmeden görmüş olursunuz.

“İngilizce deck var mı?” mesajı geldiğinde yalnızca “Var, gönderiyorum” diyebilmek bile iyi bir başlangıç.